Over 50 Learning Theories Explained for Teachers

Posted on Updated on

July 17, 2016
Theory informs practice and without a solid theoretical base we risk having an impaired praxis. This is clearly noticeable in the education sector where the teaching pedagogy is directly shaped by the theoretical traditions underpinning one’s teaching philosophy. For instance, inline with the ethos of their constructivist theory,  progressivist educators tend to favour a dialogic, autonomous and student-centerer type of teaching where learners are encouraged to take responsibility of their learning. So it stands to reason that being cognizant of the multiple learning theories that make up the different teaching pedagogies can help enhance and diversify our teaching strategies in ways that will benefit your students.

To help you learn and refresh your memory about some of the leading learning theories in educational literature,  we are sharing with you this excellent resource from Instructional Design that features over 50  learning theories. Each theory comes with a short definition, a section on how it is applied, few examples illustrating the use of the theory, and a final section with resources and references to learn more about the theory in question. Next time you are in doubt about the principles underscoring a given learning theory,  check out Learning Theories page to help you out. Enjoy.

Kaynak: Over 50 Learning Theories Explained for Teachers ~ Educational Technology and Mobile Learning

Makaleler neden reddedilir

Posted on Updated on

Most Common Reasons for journal Rejections

Planning and writing a scientific manuscript: get your paper accepted

Common mistakes in presenting manuscripts to scientific journals

Metin Balcı: Türkiye Adresli Dergiler ve Etik

Posted on Updated on

6-8 Haziranda Erzurum’da gerçekleştirilen 7. Uluslararası Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Sempozyumunda Prof. Dr. Metin Balcı’nın yaptığı “Türkiye Adresli Dergiler ve Etik” başlıklı sunum…

Aşure Günü

Posted on Updated on

Aşure gününde olan 10 şey:

1- Allah, Hz. Musa’ya aşure gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2- Hz. Nuh, gemisini Cudi Dağı’nın üzerine aşure günü demirlemiştir.
3- Hz. Yunus, balığın karnından aşure günü kurtulmuştur.
4- Hz. Ádem’in tövbesi aşure günü kabul edilmiştir.
5- Hz. Yusuf, kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan aşure günü çıkartılmıştır.
6- Hz. İsa o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir.
7- Hz. Davut’un tövbesi o gün kabul edilmiştir.
8- Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9- Hz. Yakup’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10- Hz. Eyyüb, hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Peygamberimizin vefatından sonra da torunu Hz. Hüseyin (r.a), 10 Muharrem’de şehit edilmiştir. Rahmetle anıyoruz.

Eğer bir çocuk

Posted on Updated on

resim1

Eğer bir çocuk;

  • Sürekli eleştirilmişse; Kınamayı, ayıplamayı,
  • Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi,
  • Alay edilip aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı,
  •  Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk;

  • Hoşgörü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı,
  • Desteklenip yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı,
  • Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi,
  • Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse; İnançlı olmayı
  • Kabul ve onay görmüşse; Kendini sevmeyi,
  • Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.

Dorothy Nolte

YETERLİ İLGİ OLSAYDI

Posted on Updated on

resim1

Amerika’da elektrik sandalyesinde öldürülmesine hükmedilmiş suçlu adama, söyleyecek son bir sözünün olup olmadığı sorulmuştu.

Ölüm mahkûmu adam, çevresindeki gazetecilere, fotoğrafçılara, hapishane görevlilerine baktıktan sonra, acı bir sesle şöyle dedi:

–      Eğer çocukluğumda bana bu derece ilgi gösterilmiş olunsaydı, bu gün bu mahkum sandalyesinde olmazdım.

–       Başağın iyi yetişmesine engel, zararlı otlar değil, çiftçinin ihmalidir.

Konfiçyüs

Ünlü Bir Yazarın Oğlu

Posted on Updated on

Genç bir adam ceza evini boylamak üzereymiş. Yargıç, onu çocukluğundan beri tanıyormuş ve ünlü bir yazar olan babasıyla da tanışıyormuş. Sulh yargıcı:

– Babanı hatırlıyor musun, diye sormuş.

Genç adam bu soruya:

– Oldukça, şeklinde cevap vermiş.

resim1

Suçlunun vicdanını yoklamaya çalışan yargıç, şöyle demiş:

– Mahkûm edilmek üzereyken ve şu anda mükemmel bir insan olan babanı düşünürken, onun hakkında net olarak ne hatırladığını anlatır mısın?

Bir sessizlik olmuş. Daha sonra yargıç, beklenmedik bir cevap almış:

– Öğüt almak için yanına gittiğimde, yazdığı kitaptan başını kaldırarak bana baktığını ve: “Çek git başımdan oğul! Bu kitabı bitirmeliyim.” derdi. Sayın Yargıcım, siz onu büyük bir yazar olarak hatırlarsınız; fakat ben onu kaybedilmiş bir arkadaş olarak hatırlıyorum.

Yargıç, kendi kendine söylenmiş:

Yazık! Kitabını bitirdi; ama oğlunu kaybetti.

SİYAH VE BEYAZ KÖPEKLER

Posted on Updated on

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli
o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

resim1

– “Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”
– “Neyin simgesi” diye sordu çocuk.
– “İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında; “mücadele varsa, kazananı da olmalı” diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

– “Peki” dedi “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

– “Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem

İyi ile kötünün yüzü

Posted on Updated on

LEONARDO DA vinci, ‘Son Akşam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde, büyük bir güçlükle karşılaştı…

‘İyi’yi İsa’nın bedeninde, ‘kötü’yü de İsa’nın arka­daşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorun­daydı…

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı…

Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu farketti.

Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan üç yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam, sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda, kaldırım kenarına yığılmıştı…

Leonardo yardımcılarına, adamı kiliseye taşımaları­nı söyledi; çünkü artık taslak çizecek zamanı kalma­mıştı.

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı resme geçiriyor­du.

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoş­luğun etkisiden kurtulmuş olan adam gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:

“Ben bu resmi daha önce gördüm…”

“Ne zaman?” diye sordu Leonardo da Vinci. O da şaşırmıştı.

resim

“Üç yıl önce” dedi adam… “Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce, O sıralarda bir koroda şarkı söylü­yordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…”

‘İyi’ ile ‘kötü’nün yüzü aynıdır. Herşey, insanın yo­luna ne zaman çıktıklarına bağlıdır…

EVLADINIZA SARILIN

Posted on Updated on

resim1

BABAM BENİ “OĞLUM” DİYE KUCAKLADIĞI ZAMAN, KENDİMİ TAÇ GİYİMİŞ BİR PADİŞAH ZANNEDERDİM.

Zübeyir GÜNDÜZALP

BİZ BABALARLA OĞULLARI MEYDANA GETİREN, ET VE KEMİK DEĞİL, YÜREKTİR.

Schiller

İLGİ VE TAKDİR

Posted on Updated on

resim1

“En alçak günülü insan bile ilgi çekmekten zevk alır.” C. Pollock

Adamın birinin muhteşem bir bahçesi vardı. Çiçeklerin her türlüsünün bulunduğu bu rengarenk bahçe, ülkenin her yanında nam salmıştı.

Bahçenin bahçıvanı da bahçeye gözü gibi bakar, çiçeklerle tek tek ilgilenirdi.

Bir gün ev sahibi uzun bir iş gezisine çıktı. Haftalar sonra döndüğünde o dillere destan bahçenin harabeye döndüğünü gördü.

Bu duruma bir anlam veremeyen bahçe sahibi, derhal bahçıvanı çağırttı ve sordu.

–        Bu ne haldir, bu bahçeye ne oldu böyle?

–        Bahçıvan, boynunu bükerek şu anlamlı cevabı verdi:

-Beyefendi, siz buradayken, her gün bahçeyi dolanır, yaptıklarımın çok güzel olduğunu söyler, takdir ederdiniz. Yokluğunuzda baktım ki, bu güzelliklerle ilgilenen, takdir eden, bir çift güzel söz söyleyen hiç kimse yok. Ben de ilgilenmeyip, boş verdim.

EN ASİL HAREKET BİLE TAKDİR EDİLMEDİĞİ ZAMAN ÖLÜR.

Pindar

Tebessümün Gücü

Posted on Updated on

resim1

Küçük kız, evlerinin önündeki sokakta sek sek oynarken önünden geçen hüzünlü bir yabancıya GÜLÜMSEMİŞ. Bu gülümseme adamın kendisini daha İYİ HİSSETMESİNE sebep olmuş. Bu ruh hali içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlamış. Hemen bir not yazmış ve yollamış. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflenmiş ki, her öğlen yemek yediği lokantadaki garson kıza yüklü bir bahşiş bırakmış.

resim2

Garson kız hayatında ilk defa böyle bir bahşiş alıyormuş. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bırakmış. Adam öylesine minnettar olmuş ki… Çünkü iki gündür boğazından aşağıya bir lokma geçmemişti. Karnını doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tutmuş. Öyle neşeliymiş ki, bir saçak altındaki köpek yavrusunu görünce, kucağına alıvermiş. 

resim3

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için çok mutluymuş. Sıcak odada gece boyunca koşturmuş durmuş. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sarmış. Bir yangın başlıyormuş çünkü…  Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başlamış ki, önce fakir adam uyandırmış, sonra da bütün apartman halkını… Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtarmışlar…

Bütün bunların hepsibeş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuymuş.

GÜLER YÜZÜN ENERJİSİ

Posted on Updated on

resim1

Güler yüz, her şeyden evvel insana cesaret verir. Çünkü güler yüzlü insanlarda her şeyi hoş gören, affeden bir kuvvet vardır.

Henüz yürümeğe başlayan bir çocuğa bakarken gülmemeğe, tebessüm etmemeğe imkan var mı?  Hiçbir şeyden anlamaz belki, fakat emekleyen bir çocuk, üstünde toplanan gülüşlerle yürümek için kendinde tabii bir kuvvet bulur.

Aynı çocuğu “ azarlayınız, yahut o emeklerken asık bir yüzle onu seyrediniz, yürümesini şaşırır ve belki de hiç yürümez ve emeklemez.”

GÜVEN

Posted on Updated on

resim1

Yaşlı bir kadın gece yarısı evin dönüyordu. karanlık bir sokaktan geçerken bir adamın kendisine yaklaştığını gördü. bütün cesaretini toplayarak adama:

“Bu sokak pek karanlık,” dedi. “Bende pek yaşlıyım. Bana evime kadar refakat edebilir misiniz? Zaten evim pek yakın.”

Yabancı bu ricayı kabul etti. Yaşlı kadını evine kadar götürdü. Kadın, yabancıya teşekkür edip evine gireceği sırada adam, kadının kolundan tutarak:

“Asıl ben size teşekkür ediyorum,” dedi.  “Az önce, sizi soymak niyetindeydim. Fakat  siz, bu güne kadar bana güvenen ilk ve tek insan olduğunuzdan bunu yapamadım.”

Adam bu sözleri söyledikten sonra oradan ayrılarak karanlıklara karıştı.          Don Smith