pedagoji

Eğer bir çocuk

Posted on Updated on

resim1

Eğer bir çocuk;

  • Sürekli eleştirilmişse; Kınamayı, ayıplamayı,
  • Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi,
  • Alay edilip aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı,
  •  Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk;

  • Hoşgörü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı,
  • Desteklenip yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı,
  • Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi,
  • Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse; İnançlı olmayı
  • Kabul ve onay görmüşse; Kendini sevmeyi,
  • Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.

Dorothy Nolte

Reklamlar

YETERLİ İLGİ OLSAYDI

Posted on Updated on

resim1

Amerika’da elektrik sandalyesinde öldürülmesine hükmedilmiş suçlu adama, söyleyecek son bir sözünün olup olmadığı sorulmuştu.

Ölüm mahkûmu adam, çevresindeki gazetecilere, fotoğrafçılara, hapishane görevlilerine baktıktan sonra, acı bir sesle şöyle dedi:

–      Eğer çocukluğumda bana bu derece ilgi gösterilmiş olunsaydı, bu gün bu mahkum sandalyesinde olmazdım.

–       Başağın iyi yetişmesine engel, zararlı otlar değil, çiftçinin ihmalidir.

Konfiçyüs

Ünlü Bir Yazarın Oğlu

Posted on Updated on

Genç bir adam ceza evini boylamak üzereymiş. Yargıç, onu çocukluğundan beri tanıyormuş ve ünlü bir yazar olan babasıyla da tanışıyormuş. Sulh yargıcı:

– Babanı hatırlıyor musun, diye sormuş.

Genç adam bu soruya:

– Oldukça, şeklinde cevap vermiş.

resim1

Suçlunun vicdanını yoklamaya çalışan yargıç, şöyle demiş:

– Mahkûm edilmek üzereyken ve şu anda mükemmel bir insan olan babanı düşünürken, onun hakkında net olarak ne hatırladığını anlatır mısın?

Bir sessizlik olmuş. Daha sonra yargıç, beklenmedik bir cevap almış:

– Öğüt almak için yanına gittiğimde, yazdığı kitaptan başını kaldırarak bana baktığını ve: “Çek git başımdan oğul! Bu kitabı bitirmeliyim.” derdi. Sayın Yargıcım, siz onu büyük bir yazar olarak hatırlarsınız; fakat ben onu kaybedilmiş bir arkadaş olarak hatırlıyorum.

Yargıç, kendi kendine söylenmiş:

Yazık! Kitabını bitirdi; ama oğlunu kaybetti.

SİYAH VE BEYAZ KÖPEKLER

Posted on Updated on

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli
o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

resim1

– “Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.”
– “Neyin simgesi” diye sordu çocuk.
– “İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında; “mücadele varsa, kazananı da olmalı” diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

– “Peki” dedi “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

– “Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem

EVLADINIZA SARILIN

Posted on Updated on

resim1

BABAM BENİ “OĞLUM” DİYE KUCAKLADIĞI ZAMAN, KENDİMİ TAÇ GİYİMİŞ BİR PADİŞAH ZANNEDERDİM.

Zübeyir GÜNDÜZALP

BİZ BABALARLA OĞULLARI MEYDANA GETİREN, ET VE KEMİK DEĞİL, YÜREKTİR.

Schiller

İLGİ VE TAKDİR

Posted on Updated on

resim1

“En alçak günülü insan bile ilgi çekmekten zevk alır.” C. Pollock

Adamın birinin muhteşem bir bahçesi vardı. Çiçeklerin her türlüsünün bulunduğu bu rengarenk bahçe, ülkenin her yanında nam salmıştı.

Bahçenin bahçıvanı da bahçeye gözü gibi bakar, çiçeklerle tek tek ilgilenirdi.

Bir gün ev sahibi uzun bir iş gezisine çıktı. Haftalar sonra döndüğünde o dillere destan bahçenin harabeye döndüğünü gördü.

Bu duruma bir anlam veremeyen bahçe sahibi, derhal bahçıvanı çağırttı ve sordu.

–        Bu ne haldir, bu bahçeye ne oldu böyle?

–        Bahçıvan, boynunu bükerek şu anlamlı cevabı verdi:

-Beyefendi, siz buradayken, her gün bahçeyi dolanır, yaptıklarımın çok güzel olduğunu söyler, takdir ederdiniz. Yokluğunuzda baktım ki, bu güzelliklerle ilgilenen, takdir eden, bir çift güzel söz söyleyen hiç kimse yok. Ben de ilgilenmeyip, boş verdim.

EN ASİL HAREKET BİLE TAKDİR EDİLMEDİĞİ ZAMAN ÖLÜR.

Pindar

Tebessümün Gücü

Posted on Updated on

resim1

Küçük kız, evlerinin önündeki sokakta sek sek oynarken önünden geçen hüzünlü bir yabancıya GÜLÜMSEMİŞ. Bu gülümseme adamın kendisini daha İYİ HİSSETMESİNE sebep olmuş. Bu ruh hali içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlamış. Hemen bir not yazmış ve yollamış. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflenmiş ki, her öğlen yemek yediği lokantadaki garson kıza yüklü bir bahşiş bırakmış.

resim2

Garson kız hayatında ilk defa böyle bir bahşiş alıyormuş. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bırakmış. Adam öylesine minnettar olmuş ki… Çünkü iki gündür boğazından aşağıya bir lokma geçmemişti. Karnını doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tutmuş. Öyle neşeliymiş ki, bir saçak altındaki köpek yavrusunu görünce, kucağına alıvermiş. 

resim3

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için çok mutluymuş. Sıcak odada gece boyunca koşturmuş durmuş. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sarmış. Bir yangın başlıyormuş çünkü…  Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başlamış ki, önce fakir adam uyandırmış, sonra da bütün apartman halkını… Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtarmışlar…

Bütün bunların hepsibeş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuymuş.

GÜVEN DUYGUSU

Posted on Updated on

resim1

Edison ampulü yapar ve deney sonunda 6 saat kadar ampul yanarsa patenti verilecektir.

Edison da yanında çalışan çırağına ampulü deney odasına götürmesini söyler.Binlerce deney sonunda Edison’un keşfetmiş olduğu ampulü deney  odasına götürürken kırar.

resim2

Edison tekrar 48 saat çalışarak ampulü yapar ve tekrar aynı çırakla deney yerine göndermek ister. Fakat Edison’un yanında bulunanlar buna karşı çıkar.

Fakat Edison yine çırakla göndereceğinde ısrar eder.

Nedeni; çocuk ömrü boyunca güven duygusunu yitirmemesi için…

CESARET VERMEK: Cesareti uyandırmaktır sadece…

Posted on Updated on

resim

Bir çocuğa yapabileceğini söylerseniz  (inandırırsanız) o da bizi yalan çıkarmamak için gayret eder.

Cesaret insanların sahip olduğu en önemli özelliklerinden biri olup diğer özellikleri de onun sayesinde gelişir.

(Churchill)

Zavallı Eşek

Posted on Updated on

resim1

Günlerden bir gün, köylerden birinde adamın birinin eşeği susuz bir kuyuya düşer. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranıp kendi dilince bağırıp çağırınca, sesini duyan sahibi gelip bakar ki vaziyet kötü. Adamcağız köylüleri yardıma çağırır. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalır. Sonunda karar verilir ki, kurtarmak için bunca çalışmaya değmez. Tek çare kuyuyu toprakla örtmek…

Çaresi bulunan şeyden acze, çaresi bulunmayan şeyde ise cezaa iltica etmemek gerektir.

MÜKEMELLİK

Posted on Updated on

EĞİTİM; Eğriyi kırmadan doğrultma-düzeltme sanatıdır.

Güçlere odaklaşarak ve zayıfları yok ederek değil, zayıflıkları terbiye ederek başarılabilir noktasında yapmalıdır.

Öğrencilere zayıflıklarını terbiye etmeyi ve güçleri yükselmelerini öğretmeli. 

KADIN VARDIR ÇERDEN-ÇÖPTEN AŞ EDER; KADIN VARDIR PİŞMİŞ AŞI TAŞ EDER

ÖĞRENCİNİN İNTİHAR SEBEBİ

Posted on Updated on

Öğrenci:

“Hocam bir şey söylemek istiyorum.” dedi.

Hoca: “Elbette söyleyebilirsin.” dedim.

Anca ben izin verdikten sonra biraz durakladı. Söylemekten vazgeçmiş gibiydi. Ben biraz ısrar edince kısık bir sesle:

resim1

“Hocam ben, şey, ben intihar etmek istiyorum.” dedi. Bunları söylerken gözlerimin içine baktıktan sonra başını öne eğdi.

Aslında intihar etmek istemediği halinden belliydi. Sadece problemin çok büyük olduğu, bunu nasıl çözebileceğini bilmediğinden böyle bir yardım isteme yolu seçtiği anlaşılıyordu.

Ben şaşırmış görünmeden, soğuk kanlılığımı korumaya çalışarak: “İnsan hayatı çok önemli ve kutsaldır.insan kendisine verilen bu yaşama şansını bir kere kullanır. Bunu iyi veya kötü kullanmak senin elinde. İnsan bu tercihlerinde de hür bırakılmıştır. Çok önemli bir gerekçen olmalı ki, sen sana verilen bu şansı kullanmama kararı almış görünüyorsun.

Ancak bunu benimle paylaşmanın veya gelip bana açıklamanın sebebini söylersen sevinirim”  dedim. Yarı şaka yarı ciddi gülümseyerek, onu alaya da almadan, cevabını beklemeyip devam ettim: “Eğer bu işi nasıl yapabileceğini soruyorsan intihar yolları ve araçlarıyla ilgili pek bilgim yok, fakat yinede şöyle bir düşünelim; bıçak çok can yakar, silah ses yapar.” Ben böyle konuşurken biraz sıkılmış görünerek:

“Şey, hocam intihar etme sebebimi söylemek istiyorum. 

Ailem ve akrabalarım, bana herkes sen adam olamazsın diyorlar, bende bu sözden bıktım. Bu söz yüzünden hayattan bıktım. Bende artık kendime güvenemiyorum. Çalıştığım halde başarılı olamıyorum.” dedi.

SÖZDE SİHİR VARDIR

Görsel Posted on Updated on

SÖZDE SİHİR VARDIR

DELİ ADAMA “İYİSİN İYİSİN “ DENİLSE İYİLEŞMESİ, İYİ ADAMA “FENASIN FENASIN “ DENİLSE FENALAŞMASI NADİR DEĞİLDİR.

Övgü

Posted on Updated on

Görsel

New Jersey’deki Vineland Eğitim okulunda psikolog  Dr. Henry H. Goddard (August 14, 1866 – June 18, 1957) ‘ergograf’ olarak adlandırdığı bir aygıt kullanarak yorgunluk ölçmekteydi.

Goddard, yorulmuş çocukların bir miktar övgü ve takdire tabi tutulduklarında, ergografın, enerjide ani bir sıçrama gösterdiğini fark etti.

Çocuklar eleştirildiklerinde  ve cesaretsizliğe itildiklerinde ise, ergograf, onların fiziksel enerjilerinin birden bire düştüğünü haber veriyordu.